[Eski] Piyanoda Acilitasyon (Hızlı Çalma) Teknikleri

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

Feritso

Yeni üye
Bir çok parçalarda karşılaştığımız tamamen teknik yetersizlikten kaynaklanan acilitasyon problemi aslında çok fazla profesyönellik istemeyen sadece ellerimize birtakım kalıpları ezberletmemizden iberat olan bir unsurdur.

Acilitasyona geçiş sırasında birçok sorunla yüz yüze geliriz. Bunları, karşılaşma sırasına göre sıralarsak:

1- Uygun parmak numarası tespiti

2- Parmak Tereddütü

3- Bilek Tereddütü

4- Kol Tereddütü

5- Kas Kasılmaları

6- Ses patlamaları

7- Geçiş parmaklarını yedirememe

8- Ses arası eşitsizlik

9- İki el Senkronizasyon sorunu

10- Cümleler arası kopukluk

11- Çalış zayıflığı

12- Atlamalı pozisyonda ritmsel kopukluk

........ve birçok sorun. Aslında bu sorunlar yazılmaya devam edilebilir. Fakat geneli birbirleri ile bağlantılı sorunlar oldukları için bu temel sorunları çözerek diğer bağlantılı sorunları da çözümlemiş oluruz.

Bu sorunların bazılarına başlangıç, bazılarına hızlanma bazılarına da hızlı çalma sırasında üstesinden gelmek gerekir.

Birçok yapılan hatalardan biri hızlanmak için kuvvet çalışması yapmak. Fakat kuvvet ile hızın birbiri ile yakından bir ilişkisi yoktur. En basit örnekle ifade edecek olursak: Bir Kamyon ile Bir Ferrariyi kıyaslayalım. Kamyon çok ağır hareket eder ve hantaldır fakat güçlüdür ve kilolarca yükü taşıyabilir. Fakat Ferrari gibi araçlar hız makinalarıdır yalnız ağırlık taşıyamazlar.

Acilitasyon için gerekli en önemli faktör rahatlıktır. Rahatlıktan kasıt ellerin piyanoyu kavrayış biçimi ellerin en doğal hali daha doğrusu hiç kaslarımızı kullanmadan iki yanımıza ellerimiz saldığımız zaman el ayası ve parmakların aldığı biçimdir. Bu biçime en yakın şekilde yani doğal hale en yakın şekilde piyano tuşesine parmakların tamamı deyecek şekilde koyarsak başlangıçta en doğru teknik ile başlamış oluruz.

Parmaklarımızın lifleri kolumuzun arkasına kadar uzar. Bu kadar uzun liflerin üzerinde onlara bağlı ve aynı zamanda geçiş yolunu açan ve/veya daraltan kaslar kasılma sırasında çoğu zaman bu liflerin hızlı hareketleri sırasında ağrılara sebebiyet verir. Kasılmanın getirdiği ağrı beraberinde parmakların güçsüzleşip tuşe üzerinde zayıflamasına vede kan deveranının tam olarak yapılamamsına neden olur. Bunun sebebi: Kasılan kas lif yolunu sıkıştırır ve parmaklara bağlı liflerin hareketini zorlaştırır. Bu yüzden liflere bağlı olan kas grubuna ağırlık biner ve onlarda kasılır. Kasılan kaslar birbirlerini sıkıştırarak ağrıya sebep olur aynı şekilde aralardan geçen damarları da sıkıştırarak kan deveranına engel olur. Bu zorlama yüzünden parmaklar gücünü gösteremez vede kilitlenir.

Şunu unutmayalım kasılma bir reflekstir vede en çok size tereddüt yaşadığınız yerlerde gelir. Yukarıda belirtmiş olduğum acilitasyon problemlerini teker teker açıklayacak olursam:

1- Uygun parmak numarası tespiti:

Parmak numarası tespiti satranç a benzer her zaman sonraki hareketi düşünmeniz gerekir. Parmak numarası tespit ederken dikkat etmeniz gereken en önemli kural ergonomiklik. Yani elin doğal halini mümkün olduğunca bozmayacak şekilde parmakları sıralamaktır. Özellikle en temelde baş parmak geçiş parmağı olarak kullanılmaktadır. Bunun en büyük sebebi anatomik yapısında yatay hareketliliğinin daha geniş olmasından kaynaklanır aynız zamanda el ayasında daha geride kaldığı için avucun içerisine doğru hareket ederek diğer parmaklara temas etmeden onların ve kendisinin hareket etmesine olanak verir.

Bu parmağın geçişini yaparken özellikle orta parmak ve yüzük parmak tan sonra kullanımı ideal olanıdır. Tabi pozisyonuna göre işaret parmağından hemen sonra da kullanılabilir. Fakat işaret parmağıı yerine özellikle orta parmak kullanılabiliyorsa geçiş sesinde onu tercih etmenizde fayda vardır. Çok büyük atlamalarda geniş arpejlerde. Serçe parmaktan sonra da baş parmağa geçildiği olur fakat bu geçişte parmak geçişini yedirme problemi ile karşı karşıya kalırsınız ve daha anergonomiktir.

İşaret parmağı ile başlyıp sonra baş parmak ile devam etmek çok kullanılan bir tekniktir. Fakat baş parmak ile başlayıp işaret parmağından sonra tekrar baş parmağa geçmek parmak zorlamasına neden olabilir ama pzisyona göre çok tekrarlamayacak şekilde kullanılabilir. Parmak geçişlerinde en önemli unsur mümkün olduğunca ard arda aynı parmakları kullanmaktansa sesleri diğer parmaklara da dağıtmak bu sayede her parmağa iki, üç ses kadar dinlenme payı bırakmadır. Bu her zaman uzun vadeli pasaj çalabilme olanağı ve de geç kasılma olanağı sağlayacaktır.

Siyah tuşlar bildiğiniz üzere beyaz tuşlardan daha uzakta oldukları için bunlarda daha çok işaret orta ve yüzük parmakları kullanmayı tercih ederiz. Serçe ve baş parmak daha kısa kaldığı için siyah tuşlara acilite sırasında ulaşma zorluğu yaşar. Fakat bazı pasajlarda özellikle arpej giden ve bazı siyah tuş başlayıp siyah tuş biten pasajlarda veya tamamı siyah tuştan oluşan pasajlarda baş ve serçe parmağı da kullnırız. Akor basımlarında özellikle siyah tuşla başlayan ve/veya geniş bir akor ise...

Söylediğim gibi rahatlık çok önemli ama unutmayın bu rahatlığı elde ederken hız sırasında ki halinizi de düşünün. İlk başta art arda aynı parmakları kullanmak size kolay gelebilir. Baş parmak işaret parmağı tekrar baş parmak ve tekrar işaret parmağı gibi... fakat bu acilite sırasında parmaklara dinlenme payı bırakmadığı için yorulmalarına ve de kasılma refleksinin ortaya çıkmasına sebep olacaktır.
 
2- Parmak tereddütü:

Özellikle acilitasyonun en başında karşılaşan bir sorundur. Bunun en büyük nedeni pasajın az tekrarlanması ve de parmak numarası tespiti yapılmadan parça çalışamsına girilmesidir. Klasik bir ezber problemidir. Aynı yeni yeni ezberlenmiş bir şiiri ezberden okumaya benzer. Daha çok akla geliş hızı ile alakalıdır.

Parmaklar en küçük ve seri hareketlerin yapılabileceği bir eklemler organıdır. Her boğumu birbirine bağlı olarak hareket kontrol merkezinden yönetilir. On parmak demek toplamda Otuz boğumun aynanda kontrolü demektir. Bu kontrol sadece hareket ve yön tabanlı değil aynı zamanda baskı tabanlı da olur. Bu fonksiyonların tam anlamıyla ezberden yapılabilmesi için tamamen parmaklara basılacak tuşların ezberletilmesi gerekir. Bunun için yegane tekniklerden biri olan ve de aynı zamanda parmak güçlendirme egzersizi olan Artiküle çalışması yapılır.

Artikülasyon parmakların eklemin müsade ettiği kadar kaldırılıp daha sonra tuşun dibine mümkün olduğunca baskı uygulayarak pasajın gerektirdiği parmak numaralarını kullanmaktır. Buna yedirerek basma da diyebiliriz. Bu çalışma normalde parmağa olduğunca büyük bir efor sarfetmesini sağlar bu yüzden kesinlikle ve kesinlikle pasaj yavaş bir şekilde çalınmalıdır. Hız burada sakatlığa neden olabilir. bu çalışma sonucunda parmaklar tuşları daha iyi ezberler ve de tereddüt ortadan kalkar.

3-Bilek tereddütü:

Özellikle stakato dediğimiz kesik kesik çalmalarda, parmak geçişlerinde kısa mesafelere uzanmalarda ve baş veya serçe parmağımızın siyah tuşlara doğru hamlelerinde sıkça bilek ekleminden faydalanırız. Bilek tereddütünün başlıca sebebi yalnış ses basma korkusudur. Standart alıştığımız el tutuş pozisyonumuzdan çıkmamızı gerektiren bir pasajda bu sorunla karş karşıyayızdır bilek parmağa göre tuşe üzerinde daha geniş bir hareket yönüne sahiptir parmakları tuşe üzerinden koparma gibi bir özelliğe sahiptir bu yüzden tuş üzerinde hassasiyeti ve hakimiyeti daha zordur. Kısacası parmak kaldırarak basılan bir sese göre bilek kaldırılarak basılan ses daha ustalık ister.

Bileğin parmaklara bir çok avantajı dokunur bunlar parmakların gücünün yetmediği yerde bilek desteği alma, parmakların uzanamadığı notalara bilek desteği ile uzanma ve aynı pozisyonda kalmaktan kasılmalara başlayan bilek kasını bilek hareketleri ile gerdirip tekrar gevşemesini sağlama gibi...

Bilek kullanma tereddütü nü atlatmak için kullanılan yegane teknik bilek stakatosu tekniğidir. Bu teknikte pasaj seslerinin herbiri kesik ve kısa olarak (zıplatarak) çalınır. Burada ellerin pozisyonu parmakların basabileceği hizanın daha yukarısındadır yani doğal pozisyonda parmakların ulaşamayacağı bir yükseklikte fakat bileğin aşağıya hamlesi sırasında uzanabileceği bir seviyede olması önemlidir. Burada parmaklar doğal pazisyonunda durur sadece basacak olan parmak birazcık aşağı doğru çıkarılır ve aşaığı doğru seri bir bilek hamlesi ile tuşa dokunup hemen bileğin eski yerine dönmesi sağlanır bu işlem pasajın gerektirdiği parmak numarasına göre uygulanır. Vede çok ağır değil orta hızlarda yapılmalıdır bunun sebebi büyük kaslar küçük kaslara göre daha az seridir.
Bu teknik sayesinde bilek tereddütünüzü de yeneceksiniz.

4-Kol Tereddütü:

Parmak acilitasyonunda fazla kullanılmayan fakat atlamalı ve akor cilitasyonlarında vazgeçilmez bir tekniktir. Kol tereddütünün en büyük nedeni baskı şiddetini ayarlayamama korkusu parmak sakatlama veya canını yakma korkusudur. Kolumuz ön kol ve arka kol olarak ikiye ayrılır. Bunlardan ön kol özellikle. 2 oktav arası atlayan seslerde bileğin gücünün yetmediği ses ve akorlar baskılarında ve de yatay hareketlerde bileğin yatay hareket sınırına destek olsun diye kullanılır. Arka kol ise 2 oktavı aşan atlamalı pasajlarda ön kolun gücünün yetmediği akor baskılarında ve de dirsek ekleminden yapılan yatay hareket sonucunda ellerin tuşe hizasından aykırı bir konum almaması için kullanılır.

Tuşeden kopma durumu bileğe nazaran daha fazla karşılaşılır. Piyanonun bütün oktavlarına hakim olmamızı sağlayacak kadar geniş hareket imkanı veren kol eklemlerine hakimiyet için kullanabileceğimiz yegane teknik. Atarak tekniği dediğimiz kolların uzak bir mesafeden hedeflenen tuş üzerine yaptığı hamledir. Bu teknikte el bir ön kol boyu kadar tuşenin üzerine çıkarılır ve eller kol ağırlığı ile hızla pasajın gerektirdiği tuşa doğru hamle yapar ve tekrar kalkar. Bu alıştırma baya sinir bozucu ve birazda can yakıcıdır. Tuşlara olan mesafe çok uzak olduğundan ilk zamanlarda tuşları tutturmak baya zordur ve de parmakların uçları acır. Zamanla bunlar düzelir vede tuşe üzerinden kopmak neredeyse imkansızlaşır. Elinizi attığınız anda pazajı çalabilir konuma gelirsiniz. Geniş atlamalarda kusursuzlaşırsınız. Bu teknik bilek tekniğinden daha yavaş çalışılmalıdır.
 
5- Kas Kasılmaları:

Acilitasyonun sağlıksal olarak yegana problemi kas kasılmalarıdır. Bu sorun özellikle sistemsiz çalışma sebebi ile daha parmak bilek ve kolların üzeinden tereddütü üzerinden atılmadan hızlı çalmaya çalışmak vede bunu yaparken hata yapmamak için kol kaslarımızı kasma ihtiyacı duymaktan kaynaklanır. Aynı zamanda şartlı reflekslerimizden biridir. Kas kasılmalarının problemlerini üst mesaj bloğunda anlatmıştım. Her piyanistin bir kas kasılma eşiği vardır. Sonuçta kasların kendilerini gevşetmesi onların kondüksiyonu ile de alakalıdır. Bunun için parmakların güçlendirilmesinden tutun tereddüt giderme egzersizleri olsun analtacağım bütün egzersizlerin düzenli bir şekilde ara vermeden yapılmış olamsıdır. Bu sayede kaslar inanılmaz bir esneklik sağlar vede bu esneklik sayesinde kasılmalar gecikir. Unutmayın hız burada en büyük düşmanınız. Daima parçalarınızı yavaş bir şekilde çalışın parmaklara tekrar tekrar hareket noktalarını hatırlatın.

Hız sırasında tamamen pasajlar güdüsel olarak beyin kontrolü olmadan yapılır. Beyin kontrolü tek ses ten kalıplara yönelik işleme geçer çünkü insan beyninin kapasitesinin yettiği kadar bir hıza hakimdir ondan sonrasını reflekslerimiz idare eder. Aynı sobaya dokunduğumuz anda düşünce merkezimize bilgi ulaşmadan elimizi çekmemiz gibi. Bu tabi piyanoda kontrolsüzlüğe yol açacağından. Uzun süre hızlı çalımlarda laçkalaşmalara sebebiyet verir bunlar tekniklerinizdeki bozukluklar olarak ortaya çıkar. Bu yüzden dünyanın en iyi yorumcusu olsanız bile vede o pasajı defalarca çalmış olsanız bile yinede aynı pasaj üzerinde aynı sistemli çalışmayı sürdürmeniz gereklidir. Siz Araba iseniz Hız motorunuz egzersiz ve teknik çalışmalarınız da yakıtınız olur. Motor ne kadar çalışırsa teknik ve egzersizlerinizden o kadar yer ve eninde sonunda o teknik çalışmaya tekrar ihtiyaç duyarsınız.

Hızlı çalmada kasılmayı önlemenin en önemli tekniklerinden biri Hızlı-Yavaş ve Yavaş-Hızlı çalışmasıdır. Bu teknik çalışmaya örnek 16 notadan oluşan ve eşit hızda giden bir pasajın ilk dördünü orjinal hızında ikinci dördünü orjinal hızın yarısı kadar hızlı olarak üçüncü dördünü yine orjinal hızında sonuncu dördünü orjinal hızının yarısı hızında çalma daha sonra bu işlemin tam tersini tekrarlama. Tabi bunu yaparken bir metronom eşliğinde kademe kademe arttırarak yapılmalı. vede ritim aksamadan hepsi üst üste çalınmalı.
Bu sayede kollarınıza bol molalı hız çalışması yaptırırsınız. Zamanla bu pasajlar 8 hızlı 8 yavaş olarak ta yapılabilir.
En sonunda kademeli bir hızlanış ve kasılma sürenizinde o hızlanışa doğru orantılı bir şekilde gecikmesini sağlarsınız.

6- Ses patlamaları:

Parmakların baskı kontrolsüzlüğünden kaynaklanan bir sorundur. Pasajların dinlenilebilir kıvama gelebilmesi için bu sorunun çözülmesi şarttır.

Ses patlamaları özellikle parmak geçişlerinde, kuvvetli ve kuvvetsiz parmak ilişkilerinde, fazla yukarı kaldırdığımız ve kaldırmadığımız parmak ilişkilerinde ve de atlamalı pozisyonlarda karşılaşacağımız sorunlardandır.

Geçişlerinizi ne kadar belli etmezseniz o pasaj üzerinde o kadar usta olduğunuzu göstermiş olursunuz. Bu yüzden parmak geçişleri sırasında kullanmanız gerekn bilek fonksiyonunu sert ve köşeli kullanmaktan kaçınılmalıdır. Vede geçişi yapan parmağın baskıyı sağlamadan önce tuşe üzerinde hazır bekletilmelidir bu sayede diğer parmaklarla yükseklik oranları eşitlenmiş olur bu da size birbirlerine daha yakın bir baskı şiddetini sağlar.

Ses patlamalarına engel olacak tekniklerden yeganesi Birbirleri ile İkileme çalışmasıdır. Bu çalışmayada örnek olarak 16 notalı eşit serilikte bir pasajı ele alalım. bunları da 4 lü olarak gruplayalım. Dörtlü gurupların ilk iki notaları pasajın orjinal hızında iki kere tekrarlanıp sonraki iki notalar orjinal hızın yarısı hızında çalınır. Daha sonra bu işlemin tam tersi yapılır. En son olarak ta 4lü grubun ikinci ve üçünü sesleri orjinal hızda tekrarlanacak şekilde çalınır. Aynı örneği biraz daha açarsak: Diyelimki pasajımız 16lık notalardan oluşuyor. Pasajın ilk çalışması: 16lık-16lık-8lik-8lik. İkinci çallışması: 8lik-8lik-16lık-16lık. Son çalışması:8lik-16lık-16lık-8lik (16lık grubu iki kere tekrarlayacak her çalışmada) olarak örneklendirebiliriz.
 
7- Geçiş Parmaklarını yedirememe

Bu da sık karşılaşılan bir sorundur. Daha çok yüzeysel geçme de denir. Yani bazı seslere tam net basmadan pasajın sonuna varma gibi durumlar. Bu durumun en büyük nedeni baş parmağın diğer parmak lara oranla dikey hareketinin daha kısıtlı olmasından kaynaklanır. Birde geçiş sesinden çok geçiş yapacağımız pozisyona konsantre olmamızdan dolayı geçiş sesi yüzeysel basılır ve diğer pozisyona geçilir. Buna pozisyon atlayamama endişesi de girerse tam bir geçiş parmağı sorunu yaşarız.

Bu sorunu Yelpaze tekniği dediğimiz teknikle aşabiliriz. Bu teknikte ses, geçiş notasının bir önceki notası ile başlar geçişi yapar ve bir sonraki notaya gelip oradan parçayı ayna olarak yani tersten çalıp (ezgiyi geri sarma gibi düşünebiliriz) aynı notaya geri döneriz. Daha sonra geçiş notasından iki nota önce başlar geçişi yapar iki nota sonra geri döneriz. Bu işlem 3 nota önce ve sonra vb. gibi çoğaltılarak tekrarlanır. Bu sayede geçiş sesi hep merkezde tutulur beyin dikkatini oraya yoğunlaştırır.

8- Sesler Arası Eşitsizlik

Çok çabuk hızlanmanın getirdiği kötü sonuçlardan birisi de ses arası eşitsizliklerdir. Özellikle ele daha az yatkın pozisyonlarda hareket kabiliyeti daha zayıf olan parmakların denk gelmesinden kaynaklanan iç ritmdeki dalgalanmalara denir. Pixeli düşük bir ekranda yarı çapraz bir çizginin kötü gözükmesi gibi. Ezgide duyumun kötü olmasına sebebiyet verir.

Geçiş parmaklarının kullanımı ve bilek fonksiyonunun seriliği de bu konu içerisinde yer alır. Sonuçta hepsi pasajlarda kullanılan ortak fonksiyonlar oldukları için o fonksiyonların sağlamlığı önemlidir. Teknik olarak o fonksiyonların kusurları giderilmiş olmalıdır.

Bu teknik durumun gelişmesi ile ilgili çalışma yukarıda açıkladığım Birbirleri ile İkileme çalışmasıdır. Bu çalışma tamamen eşitik üzerine yapılan bir çalışmadır. Gerek şiddet eşitliği gerek ritim...

9- İki el senkronizasyon sorunu

Beyni ikiye bölme diye nitelendirebileceğimiz iki el ile çalma. Aslında tam olarak iki elin birbirinden bağımsız hareket ettiğini göstermez. Eller arasında ritimsel bir bağ vardır. Bunlar birbiri ardından belirli ritim reaf leri oluşturur. Aynı darbuka çalan bir adamın iki eli kullanışı gibi. Sesler birbirinden farklı olsada ritimler. Belirli bir kalıp içinde oldukları için birbirlerine destek verecek şekilde iki hel hareket eder. Nota değerleri ile örneklendirecek olursak:

Sağ elimiz 8lik olarak bir pasaj çıkıyor diyelim. Sol elimizinde aynı anda Noktalı 8lik ve 16lık grubu halinde çıktığını düşünelim. Pasaja başlarken iki el aynanda başlar sonra ilk hamleyi sağ el yapar bir 16lık değer sonra sol el girer ve geriye 1 16lık değer boşluk kalır yani tekrar iki el aynanda ikinci yürüyüşe geçer. "Ankara" kelimesinin okunuşunu düşünün bu ritmi ilk olarak elinizle arka arkaya tekrarlayın daha sonra ilk hecesini iki el ile ikinci hecesinini sağ el üçüncü hecesini sol el ile girip tekrarlayın sonuçta oluşacak ritim kalıbı 8lik-16lık-16lık tır. Bu şekilde ellere dağılır.

Bir birinden bağımsız gibi gözüken ritim kalıpları aslında birbirleri ile bağlıdır demiştim.

İki el zıtlıklarının daha zor olduğu bir örneği inceleyelim:

Sağ elimiz 16lık Sol elimiz Üçleme yapıyor diyelim. Birçok piyanistin zorlandığı bir senkronizasyon tipidir. Bunu ilişkilendirecek olursak. ilk olarak bu kalıpların tartım biçimlerine bakalım. 16lık lar dörtü tartımlar biçiminde 2şerli zamanlarda yer alırlar 3leme de adı üzerinde üçlü tartımlar olarak yer alırlar. Yani 1 dörtlük = 4 onaltılık, 1 dörtlük = 1 üçleme gurubu. Bu da bize her dörtlükte bir notaların kesiştiğini yani aynı anda basıldığını gösterir. Şimdi diğer seslerinin dağılımını inceleyelim. 4 lü grup olan 16lıklarla 3 lügrup olan üçlemeyi çarparsak 4x3=12 yi elde ederiz. 12 adet notayi dizersek bu notaların 4 ünde bir 3leme ögesi 3 ünde bir 16lık ögesi gelir. 12 adet notanın her birini 16lık farzedersek o zaman otomatikman şöle bir ritm kalıbı elde etmiş oluruz: 8lik-16lık-8lik-8lik-16lık-8lik gibi. Her dörtlükte iki el aynanda basar demiştik. Bu yüzden ilk nota değeri aynanda basılır. ikinci nota sağ el, üçüncü sol el, dördüncü sağ el, beşinci sol ve altıncı sağ elle basılır ve tekrarlanır. Bunu teknik konuyu daha iyi anayabileceğiniz bir dile çevirelim:
"Ağrı-Antep-Hatay" kelimelerini söyleyerek ritm kalıplarını bulalım. Sonra elimizle taklit edelim. Daha sonra ilk hecesini iki e ili ikinci hecesini sağ, üçüncüyü sol, dördüncü sağ, beş sol ve altıncı heceyi de sağ el ile vurarak kelimeleri tekrarlayalım. Eğer bu üç şehri birkerede 1 dörtlük içerisine dengeli bir şekilde sığdırararak ellerimizle vurursak bu zor ritmi yapmış oluruz. Geri kalanı bu ritimleri piyano tuşları üzerine dağıtmaya kalıyor.

Bu anlattığım senkronizasyon tipleri birer çalışma örneğidir aynı zamanda. Bu çalışmalar sayesinde iki elinizi halk dili ile beyini ikiye bölmeyi düzgün bir şekilde sağlamlaştırmış olursunuz. Senkronizasyonunuz net olur.
 
10- Cümleler Arası Kopukluk:

Piyanistin kalitesine bir perde çeken teknin sorunlardan biridir. Başlık cümle olsa bile bu cümleler motifler de olabilir. Ezgiler arası geçiş dizilerdeki bölümler arasındaki geçişe benzer. Ne kadar uyumluysa o kadar başarılıdır. Burada uyum derken eşitliklikl karıştırılmasın bazı cümleler kuvvetli bazı cümleler hafif çalınabilir. Fakat bir bütünlük içerisinde ve genel kompozisyonu bozmayacak bir biçimde yapılır. Bu sayede uzun soluklu eserleri çalarken ne siz nede dinleyici sıkılır. Bazen bir eserde bir coşkuyu ifade etmek birden fazla cümlenin art arda hareketi ile olur. Bu geçişlerde kopukluk olursa dinleyicinin duyacağı coşkuda ciddi bir düşüş ve acabalık uyandırır. Bu da zayıf yorumculuğa iter sizi.

Bu tekniği geliştirmek için çok basit yöntem olan nefes tutma yöntemini deneyebilirsiniz iki cümle arası nefesinizi tutun genelde nefes tutma işlemleri tek unsura konsantrasyon sırasında olur ikinci unsur için nefes verip alır ve tekrar tutma ihtiyacı duyarsınız. Fakat cümle arasnda nefes alıp ikinci cümleye nefes tutarak girerseniz o zaman beyninizi sanki aynı unsurun içindeymişsiniz gibi kandırırsınız. Beyninizde parmaklarınızı bu şekilde yönlendirir.

İkinci çalışma yöntemi ise Gruplandırma çalışması. Örneğin pasajın tartımlar 4 sesten oluşuyor. 4 sesi çalıp diğer tartımın birinci sesinde 4lük değerinde bekleme. Arkasından beklediğiniz sesten başlayıp ondan sonraki gelecek olan tartımın ilk sesinde 4lük değerinde bekleme. Bu çalışma sayesinde her defasında her cümlenizin ve motifinizin ilk sesi ile çalışmanıza duraklama vereceksiniz. Yani ilk cümleniz ile ikinci cümlenizin ilk notası bağlanacak. Bu motifler birbirine bağlı ve kopukluk olmadan çalınabilecek.

11- Çalış zayıflığı

Pasajlar ne kadar kusursuz giderse gitsin belirli uzunluklardaki pasajlarda kasılma problemi yaşamamak için ellerinizi son derece hafif bırakırsınız bu da tamamen piyano tuşlarını parmak gücü ile kontrol etmeye yöneltir. Parmaklarınız eğer yeterince güçlü değilse pasajlarınızda forte yani yüksek ses ile çalma olanaksızlaşır. Bu da bütün pasajı piano yani hafif çalarak geçirmenize neden olur. Hafif çalım istenilen yerlerde kusurunuz gözükmez. Fakat dinamiği üst seviyelerde olan ve de crescendo yani giderek yükselen ses seviyesi ile seyreden pasajlarda bu karakteri belli etmek epey zorlaşır. Bu da müzikte genel bir monotonluğa sürükler sizi.

Artikülasyon çalışması yanında onun bir çeşidi olan Çiftleme çalışmasını önerebilirim. Bu çalışma bir artikülasyon tipi olup tamamen hız ve güç unsurlarını barındırı. Bu çalışmada pasajın gerektirdiği parmaklar sırası ile her sese iki kere olabildiğince seri bir şekilde basarlar. ikinci basış uzatılır. Çiftler kendi aralarında kuvvetli ve seri fakat diğer çifte geçişi biraz bekletilerek yapılır. Çünkü bu teknikte parmağı zorlaan bir tekniktir ve hızlı geçişler sakatlıklara sebebiyet verir.

12- Atlamalı pozisyonda ritmsel kopukluk.

Aslında bazı parçalarda bu kopukluğu yapmamak imkansızdır. Fakat yinde insan anatomisinin elverdiği en uygun bir şekilde ritmik dengeyi kurarsak doğruya en yakını elde etmiş oluruz. Tabi benim söylediğim eşitlik olarak atlanması imkansız olan pasajlar için geçerli. Bu aralıklar nekadar dar olursa eşitliğisağlamak okadar kolay olur.

Eşit bir şekilde atlama mesafemizi genişletebilmek için özellikle kol tereddütü çalışmalarımıza önem vermemiz gerklidir. Bu ritimsel atlamadaki başarınız aynı zamanda artistik puanınızı da yükseltecektir.

Pasajları çalışırken atlama kolaylığı sağlamak için pasaj çalımı sırasında atlayacağınız pasaja gelmeden ona odaklanın. Ve atlayacak olan parmağınız eğer pasaj çalımı sırasında boşta ise parmağınızsı o sesin yönüne doğru uzatın ve sırası gelince hamlenizi yapın.

Franz Lizst in bir Etüd ü olan La Campanella bu çalışma üzerine kurulu bir etüttür. Çalınabilmesi için anlattığım bütün teknik özelliklere en iyi şekilde sahip olunması gereklidir.

Bu tekniği geliştirmek için yapılacak en güzel çalışma Kör Piyanist çalışmasıdır. Yani atlayacağınız tuşun mesafesini hissetmeye çalışacaksınız vede bakmadan atlamaya çalışacaksınız. Elinize bir atkı alın ve gözünüzü bağlayın. Bu şekilde atlama çalışmasını yapın hatta parçayı böle çalışın. Bunu defalarca düzgün tekrarlarsanız bakar pozisyonda size inanılmaz bir serilik kazandıracaktır. Shine filmini izleyen bu sahneyi hatırlar.


Anlattığım birçok teknik sizi acilitasyon konusunda oldukça geliştirecektir. Ama unutmayın bu işte düzen çok önemli ne kadar düzenli çalışırsanız o kadar net bir sonuç elde etmiş olursunuz. Her zaman bir sanatçının yorumuna bakılır fakat içinizdeki yorumcuyu parmaklarınıza doğrudan ileten tekniğinizdir.

Not: Yazdığım bütün cümleler eleştiriye açıktır ve hiçbir yerden alıntı değildir tamamen kendi buluşlarım ve de gözlemlerimdir. 4 yaşında piyano eğitimine başlamış olmamın getirdiği avantajı ve kazandığım teknik bilgiyi sizlerle paylaşmak benim için zevktir. İsteyen herkeze müzik ile ilgili sorunları konusunda yardım etmeye hazırım. Müzik öğretmeni olmamdaki yegane sebep te budur. Saygılarımla... Ferit Sönmez
 
Avantajları çoktur. Fakat dezavantajı da var.

Uzun parmaklar geniş aralıklara basabilme avantajı sağlar. Birde perdeli ele sahip olsanız bile uzun parmakların uç kısmı ufak bir yatay hareketle büyük bir mesafe kat edebileceği için çok geniş bilek hareketi gerektirmeden aralıklı pasajlara basabilme avantajı sağlayacaktır. Akorlarda rahatlık sağlar. Akorları kırarak çalma (akor fonksiyonunun soldaki sesinden sağ daki sesine kadar bilek hareketi ile sıralı ve olabildiğince seri biçimde çalma) ihtiyacı pek duymazsınız.

Dezavantaj olarakta şunları söyleyebiliriz. Kısa parmaklar acilitede uzun parmaklara göre daha başarılıdır. Geniş hareken imkanı nedeni ile hakimiyeti daha zordur. Kısa parmaklı bir kişi bir pasajı parmaklarına daha kolay ezberletebilir. Uzun parmaklı bir kişi ilk başta parmak hakimiyeti ile ilgili ciddi sorunlar yaşar. Kısa parmaklı kişiler o kadar ciddi problem yaşamaz. Uzun parmaklarda ilk boğumda(parmak ucuna yakın olan) ters tarafa doğru kırılma gibi durumlarla çok karşılaşılır. Birde serçe parmakların ikinci boğumu hiç kırılmadan sopa gibi olarak parmak içi kasları tamamen bloke eder. Birde kısa parmaklarda daha çok bilek kullanılacağı için uzun parmaklı bir piyaniste göre bilek hakimiyeti daha fazla gelişmiş olması olanağı vardır.

Şimdi yazılarmda dezavantajları fazla gözükse bile avantajları her konuda dezavantajların üzerine çıkar. Bunun sebebi dezavantajlarındaki sorunların hepsi çalışarak düzelebilecek şeyler olmasıdır. Yani geçici sorunlardır. Fakat kısa parmakların dezavantajları için malesef çözüm yok. Sonuçta parmakların uzanma kapasitesi söz konusu.
 
Sevgili Feritso, bu faydalı bilgiler için çok teşekkürler. Genellikle kendi kendime yeter bir seviye yakalamayı hedeflediğim için, bu bilgiler beni bayağı aşan ve daha çok profesyonel icracılara yönelik bilgiler. Bazen MIDI'si olmayan sintilerimle kayıt alıyorum, düzgün çalma tekniklerini bilmek bu aşamada çok önemli. Özellikle zamanlama konusunda gelişim kaydetmek için önerileriniz olursa dinlemek isterim.
 
Zamanlama konusunda gelişim kaydetme çalnacak parçanın seviyesi ile doğru orantılıdır. Bu daha çok tecrübe edinerek gelişen bir durumdur. Bunun için deşifre tekniklerini iyi bilmek gerekir. Deşifre iki türlüdür. 1- Duyduğunu deşifre etme. 2- Gördüğünü deşifre etme.

Duyduğunu deşifre etme: Kayıtlı bir parçanın kaydını dinleyerek kulaktan parçayı çıkarmaktır. Bunun için ilk başta iyi bir kulağa, ezgisel ve ritimsel belleğe sahip olmak gerekir. Bu tip deşifrede başarılı olmak için bolca parça dinleyip taklit etmek gerekir. Bu yeteneği geliştirmek için bir çok yan müziksel teorilerinden geçmek gerekir. Özellikle Armoni ve Form bilgisi bu konuda çok önemlidir. Armoni bilgisi ne kadar iyi olursa. Ezgilerdeki akor geçişleri olsun birden fazla tınlayan ses kalıplarının duyumu ve de akor çözümlemelerinin (kadansların) duyumu o kadar algılamsal olur. Buradaki önemli unsurlardan bir tanesi de tuşeyi tanımaktan geçer. Yani kapalı bir klavyenin tuşlarına bastığınız zaman ondan ne renkte bir sesin çıkacağını bilmek gibi. Bu da yapılan armoni çalışmalarının piyanoda icrası ile gelişen bir durumdur. Form bilgisi sayesinde figürleri, cümleleri, periyotları ve kesitleri daha iyi duyabilirsiniz.

Gördüğünü deşire etme: Nota okuyarak çalmaya denir. Duyarak çalma kadar teferruat ve yetenek yerine daha çok nota bilgisi gerektiren bir unsurdur. Bu konu ile ilgili yapılacak en iyi çalışmalar ezgisel okuma ve yazma ve de aralık bilgisi çalışmalarıdır. Bununla ilgili metod ları birçok kitapevinde bulabilirsiniz. Notadan çalmak kitap okumaya benzer. Notayı çalarken hep bir adım sonrasına bakma ile hızlı deşifre imaknı buluruz. Notalara ne kadar aşina iseniz o kadar hızlı okur ve algılarsınız.

Bu çalışmaların herbiri zamanlama konusunda size çok büyük faydalar sağlayacaktır. Fakat bu çalışmalar uzun vadeli olmalıdır. Sonuçta burada söz konusu olan şey bilgiden çok yetenektir. Yeteneğin gelişmesi için alışmak, alışmak için çalışmak lazım......
 
Faydalı bilgiler için çok teşekkürler, tam bu aralar kafamdaki soruların üzerine açılmış bu başlık. Benim bununla ilgili sormak istediğim birşey var, piyasada Pischna, Czerny, Brahms gibi ustaların piyano için teknik kitapları mevcut, bu yukardaki şartları en verimli hangi kitap sağlayabilir acaba?
 
Ben çaldığım eserleri çalışırken hemen ezberliyorum ve daha sonra notayı takip edemiyorum. Resmen ezberden çalarak gidiyorum ve bu yüzden de nota takip ederek çalmakta zorlanıyorum. Hatta bazen notayı okuyarak gitmeye çalışırsam takılıyorum.

Bir de bu "kas kasılmaları" dediğiniz şeyi tam anlayamadım. Çalmaya/çalışmaya başladıktan sonra kaslarımızın ağrıdığı ilk an mı kas kasılması oluyor?
 
Dream_Gypsy' Alıntı:
Faydalı bilgiler için çok teşekkürler, tam bu aralar kafamdaki soruların üzerine açılmış bu başlık. Benim bununla ilgili sormak istediğim birşey var, piyasada Pischna, Czerny, Brahms gibi ustaların piyano için teknik kitapları mevcut, bu yukardaki şartları en verimli hangi kitap sağlayabilir acaba?

Czerny op 599- 0p299, Kremer Etude, Chopin Etude, Liszt Etude olarak sıralanır konservatuarlarda. Gerçekten dengeli bir sıralanış.
 
experience' Alıntı:
Ben çaldığım eserleri çalışırken hemen ezberliyorum ve daha sonra notayı takip edemiyorum. Resmen ezberden çalarak gidiyorum ve bu yüzden de nota takip ederek çalmakta zorlanıyorum. Hatta bazen notayı okuyarak gitmeye çalışırsam takılıyorum.

Bir de bu "kas kasılmaları" dediğiniz şeyi tam anlayamadım. Çalmaya/çalışmaya başladıktan sonra kaslarımızın ağrıdığı ilk an mı kas kasılması oluyor?

İlk sorun: Ezberlemek deşifreye sekte vuran bir unsurdur. Zaten genel olarak ezberi kuvetli olan kişilerde bu problem vardır. Bunu aşmak için. İnceleme çalışması yapabilrsin. Mesela bir nota kitabı al. Özellikle içeriği geniş ve seviyeside hemen hemen aynı olan çeşitli parçalar. Özellikle karma eserlerle dolu bir albüm olabilir. Sonra bu kitaptaki bütün parçaları teker teker gözden geçir. Parçaları çalışma doğrudan çalmaya çalış. Nasıl olduklarını duymaya çalış. Kısacası çalma değil gözden geçirme gibi. Bu sayede ezberlemene imkan vermeden birçok farklı parçayı ele almış olup deşifreni geliştirebilirsin.

İkinci yol da Eşlikli bir metot al kendine. Ana enstrümanın seslerini bir kayıt cihazı ile kaydet. Daha sonra bu ezgi üzerine altındaki piyano eşliğini çalmaya çalış. Bunu yaparken ana enstrüman play konumunda olduğu için durup beklemenize fırsat vermeyecektir. Eşlikte hata yapsan bile kaldığın yerden değil de ana enstrümanın devam ettiği yeri yakalayarak çalmaya devam edersin. Bu da sana nota üzerinde devamlılık ve takip yeteneğini kazandıracaktır.

İkinci soruna gelelim. Özellikle erken hızlanmalarda kişiden kişiye değişiklik gösteren kasılma problemleri olur bu kasılma genelde ön koldaki bilek kasında olur. Bilek kasının kesinlikle sıkı olmaması gerekir enstrüman çalarken. Başlangıçtaki kasılmalar hem bilek hem omuz hemde elde olur. Eldeki ve omuzdaki kasılmalar geliştirici bilek kasındaki kasılmalar ise zarar vericidir. Çalmaya başladığında ilk ağrıdığı an kasının kasıldığını gösterir. Ama bu ağrıya fırsat vermemeniz gerekir. Esneme hareketlerini yaparak ve verilern egzersizleri çalışarak. Kasları iki uçtan gererek genişlemesini (uzamasını) sağllarsınız. Bu sayede kasların kasılması kas uzunluğuna oranla daha gecikmiş olur.
 
Feritso,

Bizimle paylastigin bu faydali bilgilerden dolayi kendi adima tesekkur ediyorum ve paylasimlarinin devamini dort gozle bekliyorum.
 
Teşekkür ederim herkeze. Daha çok sorular veya sorunlar olursa konuşulacak konular olur diye düşünüyorum. Sorularınız, sorunlarınız veya aklınıza gelen bir konu varsa bildiğim ölçülerde cevaplandırmaya çalışırım. Daha önce de söyledim şimdi de söylüyorum. Yazdığım hiç bir şey alıntı değildir. Bu yüzden tartışmaya açıktır. Hepsi uygulamalarım ve de fikirlerim. Karşı fikri olan varsa veya benim atladığım bir detayı vurgulayabilecek olan çok sevinirim. 20 yıllık piyano geçmişim var ama halen bilmediğim şeyler olduğunu veya yanlış düşündüğüm şeyler olduğunu farkediyorum her geçen gün.
 
Merhaba Ferit Sönmez kardeşim !
Bende Piyanist Haluk Tarcan'ın öğrencisi olan bir piyanist adayı olarak anlattıklarınıza katılıyorum;
Bu konular ile ilgili olarak bir çok sıkıntılar yaşadım ben 29 yaşındayım ve piyanoya başlayalı 3 yıl oldu bunun 2 yılını sakat bir vaziyette geçirdim piyanoya ilk başladığım hocam Hacıbaba Adiloğlu çok iyi bir piyanisttir kendisi Ankara'da onun sözlerini pek dinlemeyip işi çok abartıp iki gün üst üste 20 şer saat hiç aralıksız chopin laminör etüdünü her ölçüyü 200 tekrar ile çalıştım ve resmen intihar ettim ve sağ kolumun serçe ve yüzük parmağı felç gibi oldu bir hafta hareket ettiremedim doktorlar tedaviler bir sürü sıkıntılar geçti başımdan Allah kimseye yaşatmasın ve daha yeni yeni iyileşiyorum piyanoya tekrar başladım ama bu sefer İstanbul'da Haluk Tarcan'dan yardım alıyorum teknik konusunda.
Ankara'daki hocamıda bırakmadım onunlada derslere inşaallah tekrar devam edeceğim...
Ben 9 temmuz 2007'de piyanoya başladım 9 aralık 2007'de lise sınavları için 9 ay piyanoya ara verdim fakat
piyanoya başladığım tarihten itibaren ara verdiğim döneme kadar olan bu dört buçuk aylık haftada bir gün bir saat olan eğitim döneminde size tam anlamıyla kusursuz ve normal temposunda çalabildiğim eserleri belirtmek istiyorum ve bu konu hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum; paylaşırsanız sevinirim...
Eserler haricindeki diğer çalışmalarımı yazmıyorum ve bu repertuarı günde ortalama 5 saat çalışarak haftada bir hocamın denetimleri ile elde ettim...
4,5 ayda çaldığım eserler:
mozart do majör kv 545 3 bölümün tamamı...
mozart si bemol majör kv 570 üç bölümün tamamı...
Sergey Rachmaninoff: Prelude opus 3 no 2 Do # Minor...
Moritz Moszkowski 15 etud kitabından fa majör etüd ve re bemol majör etüd....
chopin op.25 la bemol majör etüd...
chopin op.10 do majör etüd...
J.S Bach 2 nolu invension...
J.S Bach'ın ikinci kitabındaki re minör prelüd ve füg...
Buraya kadar...
Piyanoya ara verdikten sonra hocam benim konservatuvara yazılmam için zaten devam ettiğim açıköğretim lisesi sınavlarına ağırlık verip diplomamı almamı istedi, bu 9 ay içerisinde üç kere sınava girdim, 2008 yılının yabancı dil ve diğer alnalardaki öğrenciler arasından diplomamı birincilikle aldım ve hocamla kaldığımız yerden tekrar başladık.Bu arada hocam dershane açmak için uğraşıyordu çok kısa bir süre sonra hocamın işleri dolayısı ile 1,5 ay ara verdik ve sonra tekrar başladık fakat bu sefer hoca ile kendimize bir hedef koyduk; benim bir yıl içerisinde chopin etüdlerinin tamamını çalmam üzerine bir çalışma planı yaptık, amacımız benim süper bir konser verip insanları hayretler içerisinde bırakmamı sağlamaktı çünkü piyanoya çok yeni başlamış birisinin bu kadar kısa bir sürede böylesine zor ve teknik gerektiren eserleri çalabiliyor olması insanlarda değişik bir etki yaratacağından hem hocam için hemde benim için inanılmaz bir şeydi; ikimiz içinde güzel şeyler olacaktı,
O beni yetiştirdiği için gururlanacaktı, bende;çok kısa sürede insanların 10 - 12 yıl aralıksız düzenli çalışmalarla yapabildiği şeyleri çok kısa zamanda yapmanın getirdiği haklı sevinci yaşayacaktım ve belkide şuanda piyanoda çok farklı seviyede olacaktım malesef bu düşüncelerin hiçbiri gerçekleşmedi ne yazıkki; konser verme heyecanıyla herşeyi abartıp ,çok iyi giden bir çalışmayı mahvettim ve bu benim 2 yılıma mal oldu.

Bu yazıyı okuyanlara şunu söylemek istiyorum; sakın ola heyecana kapılıp çok çalışırım bana birşey olmaz demeyin sonuçta hepimiz etten kemikten yaratılmışız 20 saat hiç aralıksız çalışan bir kas düşünün ne olur ben şuanda Allah'ıma dua ediyorumki bir daha piyano çalamayacak kadar büyük bir sakatlık geçirmedim onuda gene Hocam Hacıbaba Adiloğlu'na borçluyum çünkü kasılmadan kolların gevşek olması gerektiği konusunu bana öğretlemeseydi ve ben hoca olmadan böyle bir çalışmaya girişseydim herhalde kolumu kesin alçıya alırlardı ve bir daha piyano çalmayı rüyamda görürdüm ancak;tarihte ünlü besteci Shuman'ında başına gelen talihsiz sakatlık gibi neyse benimde kısaca yaşamış olduğum sıkıntılar böyle...

Bu konular hakkında Ferit Sönmez kardeşim sizin anlattıklarınıza ilave olarak şunu belirtmek isterim ki;
kesinlikle çok çalışmak marifet değil,mantıklı ve gerekli bir şeyde değil; aksine çok gereksiz ve kendi kendinizi yıpratmanıza sebebiyet veren bir durumdur; ne yazıkki ben bunu yaşadığım ve size yukarıdada bahsettiğim acı bir tecrübe sayesinde öğrendim.
Çok çalışmak yüzünden sakatlanıp piyanoya 2 yıl ara vermek zorunda kalan birisi olarak söylüyorum bunları,
o yüzden çalışma esnasında en ideal olan 15 dakika çalışıyorsanız 15 dakika dinlenmelisiniz bu 15 dakikayıda aralıksız olarak tek bir harekete yoğunlaşarak değil düşünerek çalışın...ve yapmamanız gereken harekete örnek olarak şunu söyleyebilirim;do majör gamının aralıksız 15 dakika hiç dinlenmeden çalınması gibi ;şöyle düşünelim bir arabanın frenine basarak aynı anda gaza basıp olduğu yerde patinaj çekmesine sebep olan bir duruma benzetiyorum ben bu olayı gereksiz buluyorum ve sizede tavsiyem; gereksiz tekrarlamalardan mümkün olduğunca kaçının ve bir pasajı hiç düşünmeden çok tekrarlamak yerine, beyinde düşünmek yada piyano başındayken tuşlara bakarak sanki çalıyormuş gibi beyinde tekrar etmek sizin hem zamandan tasarruf etmenize yarar hemde gereksiz tekrarlamalar yapıp kolunuzu bileğinizi vs...yorarak sakatlanmanıza sebep olacak olan faktörleri ortadan kaldırır sakatlanma riskini sıfıra indirir...

Yukarıdaki yazdıklarıma ek olarak piyanist adaylarına bende bir piyanist adayı olarak iyi hocaların tecrübelerinden faydalanan biriside olarak şunu söylemek istiyorum piyano çalmayı bir eziyet olarak görmek istemiyorsak Piyano Tekniği konusunda çok detaylı araştırmalar yapın mümkünse bu konularda uzman kişiler ile tanışın eğer maddi olanaklarınız varsa ders alın ve tekbaşınıza sakın ola piyano çalmaya çalışmayın heleki zor eserleri, Allah muhafaza iyi bir piyanist olma yeteneğiniz varken sakatlık yüzünden bir daha piyano çalamama gibi durumlarla karşılaşmak piyano ile ilgilenen müziğe yeni başlamış veya daha ileri seviyelerde olan müzsiyenler ve belkide virtuoz olmak isteyen kişiler olarak sakatlanmak çok üzücü olur...


Bu yazıda özel olarak Ferit kadeşime:

Bu arada Ferit kardeşim yaşınızı bilmiyorum kardeşim diyorum kusuruma bakmayın sizinlede özel olarak tanışmak ve fikir alışverişi yapmak isterim sanıyorum sizde istanbul'da ikamet ediyorsunuz bana özelden mail adresinizi ve telefonunuzu mesaj atabilirseniz çok sevinirim....
Piyanoya başlamadan önceki geçmişimi anlatmadım piyasada düğün,bar,otel vs.. yerlerde profeyonel olarak klavye çalıyordum 14 yıldır bir fiil sahne işini profesyonel olarak yaparken bu işi bir adım daha ileri götürmek Piyano çalmak Jazz ve Classic müziği icra etmekve o yolda ilerlemem gerktiğini düşünerek bu yolu seçtim...
Bu vesile ile müziğe yaklaşık olarak profeyonel olarak şu anda 17 yıl ve amatör müzik hayatımıda eklersem 24 yılımı verdim ve birbirimize bu anlamda karşılıklı fayda sağlayabileceğimizi düşünüyorum ve yazımı burada noktalıyorum...
Size ve bu yazıları okuyan herkese hayatta başarılar ve mutluluklar diliyorum bu arada hepinizin KURBAN BAYRAMI'NIDA en içten dileklerimle kutluyorum tekrar görüşmek üzere hoşçakalın...
 
Geri
Üst